1 Kasım 2014 Cumartesi

243) Yasin İle Muhabbet Celbi...

Eger bir kimseye muhabbet için okursan söyle dersin:
Allâhümme sehhirlî kalbi(muhabbeti istenen erkeğin adı) ibni (Annesinin adı) alâ mehabbetî
(Sizin adınız) binti (Annenizin adı) bi hakki ve bi hürmeti sûreî yâsîn bi
hakki ve bi hürmeti seyyidike yeza'sendeyûsin.                                                                                 Ve darabe lenâ meselen ve nesiye halkahü kâle men yuhyil
ızâme ve hiye ramîm. Kul yuhyîhellezî enseehâ evvele meretin
ve hüve bi külli halkın alîm. Ellezî ceale leküm mines seceril
ahdarinâran fe izâ entüm minhü tûkıdûn. Eveleysellezî
hakakas semâvâti vel arda bi kâdirin alâ en yahluka mislehüm
Belâ ve hüvel hallâkul alîm. nnemâ emruhu izâ erâde seyen
en yekûlelehü kün feyekûn. Fe sübhânellezî biyedihi melekûtü
külli seyin ve ileyhi türceûn. Sübhânel müneffisi an külli
medyûn. Sübhânel müferrici an külli mahzûn. Sübhânel
muhallisı an külli mescûn. Sübhâne men ceale ılmi hazâinühü
beynel kâfi ven nûn. nnemâ emruhu izâ erâde seyen en
yekûlelehü kün fe yekûn. Fe sübhânellezî biyedihi melekûtü
külli seyin ve ileyhi türceûn. Ve sallallâhü teâlâ alâ seyyidinâ
ve nebiyyinâ muhammedin ve alâ âlihi ve evlâdihi ve ezvâcihi
ve sahbihi ecmeîn. Lâ ilâhe illallâhül melikül hakkul mübin.
Muhammedin rasûlullâhi sâdikul va'dül emîn. Rabbenafteh
beynenâ ve beyne kavminâ bil hakki ve ente hayrul fâtihîn.
Daha sonra bu duayı yirmi (20) defa oku:
Selâmullâhi aleyküm yâ ricâlil gaybi selâmullâhi aleyküm yâ
ervâhal mukaddeseti yâ kutbez zemâni yâ kutbel aktâbi yâ
imâmânü yâ evtâdü yâ rukabâi yâ nücebâi yâ nükebâi yâ
efrâdü yâ ümenâi ve ecîbûnî ve egîsûnî bi kuvvetin ven zurûnî
bi nazratin ver hamûnî bi rahmetin ve hassılû murâdî ve
maksûdî ve kûmûnî alel havâîci bi rahmetike yâ erhamer
râhimîn.
En sonunda bin (1000) defa su iki ismi okursun: Yâ karîbü Yâ semîu
(Usulül Bast)                                                                                                                                               Açık günde, Perşembe günü jüpiter saatinde veya Çarşambayı Perşembeye bağlayan gece Jüpiter saatinde okunması tavsiye edilir.  


İletişim: alaraunlu385@outlook.com                                                                                                                                                                                                                                                                    
                                    

29 Ekim 2014 Çarşamba

242)Zor Bir Sınav Yada İş İçin Okunan Dua...

Kur’an-ı Kerim’de geçen aşağıdaki 7 Ayet-i Kerim zor bir iş yada başarılması zor bir imtihan(sınav) için,namaz abdesti alarak, birer yada 7 şer defa okursa  inşallah kolayca başaracaktır. Açık günde, Güneş gezegeninin saatinde okunması tavsiye edilir.
1.AYET Anlamı:Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
De ki: Bize hiçbir zaman Allah’ın yazdığından başka bir şey ulaşmaz. O, bizim Mevlamızdır ve müminler onun için yalnız Allah’a dayanıp güvensinler!”(Tevbe, 51)
Okunuşu: Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.
“Kul ley yusibena illa ma keteballahu lena, hüve Mevlana ve alallahi fel- yetevekkeli’l-mü’minun.”
2.AYET
Anlamı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla
Ve eğer Allah sana bir keder dokunduracak olursa, onu Ondan başka açacak yoktur; ve eğer O, sana bir hayır dilerse, o zaman da O’nun lütfunu reddedecek yoktur.O, lütfunu kullarından dilediğine nasib eder. O, çok bağışlayan, çok merhamet edendir. (Yunus, 107)
Okunuşu: Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim
Ve iy yemseskellahu bi durrin fela kaşife lehu illa hu ve iy yuridke bi hayrin fela radde li fadlih, yüsibü bihi mey yeşau min ıbadih, ve hüve’l-ğafuru’r-rahim.
3.AYET
Anlamı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Her halde hem benim Rabbim, hem sizin Rabbiniz olan Allah’a güvenip) dayanmışım. Hiç (bir) yerde bir debelenen (canlı) yoktur ki perçemini O tutmuş olmasın! Şüphe yok ki Rabbim doğru bir yol üzerindedir.” (Hud, 56)
Okunuşu: Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.
“Inni tevekkeltü alallahi rabbi ve rabbiküm, mâ min dabbetin illa hüve ahizüm bi nasıyatiha, inne rabbi ala sıratım müştekim.”
4.AYET
Anlamı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Nice hayvanlar var ki, rızkını (yanında) taşıyamaz; Allah onlara da (ihtiyaçlarını)veriyor, size de! O her şeyi işitendir, bilendir.” (Ankebut, 60)
Okunuşu:Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.
“Ve ke eyyim min dabbetil la tahmilu rizkaha, Allahu yerzukuha ve iyyaküm ve hüve s-semiu’l-âlim.”
5.AYET
Anlamı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Allah insanlara rahmetinden her neyi açarsa artık onu tutacak, kısacak kimse yoktur. Her neyi de tutar kısarsa onu da ondan sonra salacak yoktur. O, öyle güçlüdür, öyle hikmet sahibidir.” (Fatır, 2)
Okunuşu: Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.
“Ma yeftehıllahü linnasi mir rahmetin fela mümsike leha, ve ma yümsik fe la mursile lehu mim ba’dih, ve hüve’l-azizu l-hâkim.”
6.AYET
Anlamı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Andoldun ki, onlara: ‘O gökleri ve yeri kim yarattı?’ diye sorsan kesinlikle Allah’tır’ diyeceklerdir. De ki: ‘Gördünüz ya, Allah’tan başka çağırdıklarınızı, eğer Allah bana bir keder dilerse, onlar O’nun vereceği kederi açabilirler mi? Ya da O, bana bir rahmet dilerse onlar O’nun rahmetini (engelleyip) tutabilirler mi?’ De ki: Allah bana yeter! Tevekkül edenler hep ona dayanır!” (Zümer, 38)
Okunuşu: Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.
“Ve lein seeltehüm men haleka’s-semavati ve’l-arda le yekulünnallah, kul eferaeytüm ma ted’une min dunillahi in eradeniyallahu bi durrin hel hünne kaşifatü durrihi ev eradeni bi rahmetin hel hünne mümsikatü rahmetih, kul hasbiyallahu aleyhi yetevekkeli’l-mütevekkilun.”
7.AYET
Anlamı: Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.
“Eğer aldırmazlarsa de ki: “Bana Allah yeter! Ondan başka ilah yoktur. Ben O’na dayanmaktayım ve O, o büyük arşın sahibidir!” (Tevbe, 129)
Okunuşu: Bismillahi’r-Rahmani’r-Rahim.
“Fe in tevellev fe kul hasbiyallahu la ilahe illa hu, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbü’l-arşi’l-azim” İletişim : alaraunlu385@outlook.com

25 Eylül 2014 Perşembe

241)Açık günlerle İlgili duyuru


 Açık günler gökyüzündeki gezegenlerin uyumlu olduğu, duaların daha çabuk kabul gördüğü özel günlerdir. Ücretli bir Astroloji çalışmasıdır. Dualarımızın bugünlerde daha fazla kabul olduğu görülmektedir. Almak isteyenler mail adresime msj atabilir. İletişim:alaraunlu385@outlook.com

8 Eylül 2014 Pazartesi

240-)Tican Daveti..


Her amel bittikten sonra TİCAN DAVETİNİ OKUMAK o amelin süratini ve icabetini cabuklaştırır, coook büyük tesiri vardır tican daveti budur...
Bismillahirrahmanirrahim

Allahümme ya beşmehin beşmehin zala hamu şeytisun ya Allahüü n-nafizü emruhü. Ellezi lehü l esma-ül hüsna ve s-sifati l ulya ve l behceti ve d dıya-i ven nuri vel beha-i.

Allahümme ya danü melhusu demusu daimun. Ellezi hüve müsebbehu fi külli mekanin ve memduhin bi külli lisanin ve mezkurin fi külli evanin ve zemanin.

Allahümme ya haysu meymune erkaşin dare ılliyyun ellezi sebegat evveliyetihi kable külli fela kable illa ve ente kablihi.

Allahümme ya rahmisa dehlilun meytatarun ellezi anet lehu l vücuh ve haşiat lehu l esvatı ve zellet lehu ş-şemhu l bazihati.

Allahümme rahsisu ahlakun ellezi istidai bi nurihi ehli semevatihi ve ardıhi l hamid bi nuruhu külli zi ziyae ve behceti ve nur.

Allahümme ya rahmusu erhime arhimun errahmani r-rahim ellezi melei külli şey in adlihi ve rahmetihi ve keremihi.

Allahümme ya ahya serahiyan adunaye esbautin esbatun ellezi hüve l hayyu l kayyum yuhyi l mevta ve mumeyyitu l ahya ellezi kameti s-semavati ve l ardı ve l halkı bi emrihi.

Allahümme ya nure erıişe ergi telisun ellezi zıllü külli şey

in likudretihi ve sultanihi.Allahümme eşbir esma esmaunellezi istidaet bi nurihi ehli semevati ve erdıhi l hamid linurihi külli ziyai ve behcetin. Allahümme ya meliusa emliha melhun ellezi mülki biızzetihi ve kahri biceberutihi ve iste seru bikudretihi ve kalbi bi kuvvetihi fela şey in yukavimihi. Allahümme ya elame erıd erıi yeznuni l alemu bi külli şey in kane ev yekunu ellezi la yagibu aleyhi l guyubi vela ma tuhfi s-sudur. Allahümme ya meşmehin meşhisa meslamun ellezi innema emrihi iza erade şey en en yekule lehü kün feyekun amin... Bu tican isimlerinin cok özelilkleri vardır bu isimleri bedenin elbisen ve bulundugun yer mekanın temiz olması şartıyla okumakla yazıp üzerinde taşımakla iyiliklerin celbi veya kötülüklerin define coook tesirlidir. bu isimler dağların üzerine okunmuş olsa o dağlar parcalanır. bu isimler ulvi ve sufli ruhları ve ruhani kralların hakimi olan SEYYİD MEYTATARUN UN tesbihi oldugu söylendi . Ulemalar her isme aıt özellikleri oldugu zikredilmiştir selametle...İletişim:alaraunlu385@outlook.com

18 Mayıs 2014 Pazar

239) Dilek ve Arzunuza Daha Çabuk Ulaşmak İster misiniz?

Bismillahirrahmanirrahim; Ve bihakki
Bismillahirrahmanirrahim. Ve bi heybeti
Bismillahirrahmanirrahim. Ve bi menzileti, Bismillahirrahmanirrahim. İrf'kadri ve yessirli emri veşrah sadri ve men hüve KAF HA YA AYIN SAD; HA MİM AYIN SİN KAF, ELİF LAM MİM, ELİF LAM MİM SAD, ELİF LAM MİM RA, HA MİM. Allahüla ilahe illa hüvel- hayyül kayyum. Bi-siiril heybeti vel kudreti ve bi-sırril ceberuti vel azameti ic-al-ni min ıbadikel müttakın ve ehli taatikel mühıbbın vef-al lı (Burada dileğinizi söylüyorsunuz) yarabbel alemin. Ve sallallahü ala seyyidina Muhammedin ve ala alihı ve sahbihı ve sellim..  Yüce mevla'ya dua ettiğinizde önemli bir talebiniz olduğunda yada Kur'an okuduğunuzda, bu duayı okuduğunuzda daha çabuk kabul olunacağı umulur..

11 Mayıs 2014 Pazar

238)Yaşamı Olumlamak..

YAŞAMI OLUMLAMAK
(Oldukça uzun bir yazı ama beğeneceğinizden eminim)
Mutluluk arıyorsan, düşüncelerinde katı ve sert olma.
Zaman içinde, zamanla beraber, değişikliklerle yoluna devam et...
Çoğumuzun günlük yaşamı aşamayacağımızı sandığımız sorunlarla doludur.
Sorunla karşılaştığımızda kendimizi dünyanın en mutsuz insanı sanırız.
Talihimize küser, yaşamla bağımızı kısa bir süre içinde olsa koparır,
 acımıza konsantre oluruz. Oysa olup bitenlere, bir de madalyonun öbür yüzünden bakacak olursak, sarsıcı bir etki yaşadığımız o anlar bizim evrimimiz için en kıymetli anlardır.
Yaşamı olumlamak, içimize dönmek ve yeni bir sorgulama yapmak için olağanüstü kıymetli bir fırsatla karşı karşıya olduğumuzu bir anlasak, ‘Ben’imizin attığı çığlıklara bakıp biz bile şaşırabiliriz.
Yeni dönemeç
İşte yeni bir dönemeç, yeni bir basamak… Yaşam sevgi dolu serüvense, bu da
bir mucize… Böylesine sarsıcı olayların yaşandığı durumlarda kendini ve
duygularını tanımak isteyen bireyler; acılarının, huzursuzluklarının köklerine dönebilmek için yeni bir ruhsal deneyim fırsatı ile karşılaşırlar.
“Büyük bir problemi içsel gücümüz ile kontrol altına aldığımızda başarı ile
sonuçlanan bir yol izleriz.. Bir problemin üstesinden gelmek, ‘Bu problem
benim gelişmem için bir fırsattır’, düşüncesi ile başlar. Unutmamalısınız
ki, problemi çözdüğünüz zaman çözüm yolu sizi, bulunduğunuz yerden daha iyi
bir duruma getirecek veya daha büyük bir tehlikeden koruyacaktır. Bu düşünce
tarzı sizi, yaptığınız her işte başarıyı götürecektir. " Chao, Hsiu Che

Yaşam bizden olumlama bekliyor.
Canımızı sıkan, bizi üzen, rahatımızı kaçıran ya da haksızlığa uğradığımızı
düşündüren olaylarla karşılaştığımızda, bu zorlu olayların olumlu yönünü
göremeyiz. Ve kendimizi gereksiz dirençlerle çok yorar, yıpratırız. Şimdi
konuya bir başka açıdan bakalım: Bizi üzen, sinirlendiren veya haksızlığa
uğramışız duygusu veren olay, belik de yararımız için karşımıza çıkmıştır.
Bazen şans kendini, sevmediğimiz yüzüyle de karşımıza çıkarır. Aslında
objektif olabilirsek, zorluk adını verdiğimiz olayların birer minik mucize
ya da sihir özelliği taşıdığını fark edebiliriz. Aslında yaşam, büyüleyici
ve sihirli bir serüvendir. Onu ödül ya da ceza olarak kabul etmek, sadece
bizim bir illüzyonumuz. Atasözümüz ne der: “Her işte bir hayır vardır.”
“Eksik bir yönümüzle karşılaşıyoruz. Eksik bir yanımız bizden kabul ve
olumlama bekliyor. Tepkimiz ise olayı pozitif bir şekle dönüştürmek için
bizi varoluşa katılımcı olmaya davet ediyor.
Geçmişte benzer bir olaya dilediğimiz ya da bize yakıştığını düşündüğümüz
şekilde yanıt verememiş olabiliriz. Olsun! İşte yeni bir fırsat daha…Şikayet
etmeyi, sızlanmayı seçmek mi istersiniz yoksa derin bir soluk alıp, kararlı
bir şekilde olayı çözümlemek için üstüne gitmeyi mi?... Geçmişe ve Yarına
doğru yanıt verebilmek için ayakta kalmalıyız. Çözünceye kadar yeniden
yeniden karşılaşmak zorunda olduğumuz sorunları OLUMLAMAKTAN daha yararlı ne olabilir ki?
“Olması gerektiği gibi olmazsanız talihsizliklerle karşı karşıya kalırsınız.
Bu durum sizi, yapmanız gereken işlerden alıkoyar.” Chao-hsiu Chen
Uyum sevgi yoludur.
Uyumsuzluk kendi nefsini onaylama yoludur.
Sevgiyi, gerçek ve daimi iyiliğin kaynağını inkâr edenler, giderek yorgun
düşer, sinirli olur ve zamanından önce yaşlanırlar.
Zihninizi sürekli ‘Başaracağım!’ demeye eğitin. Ancak o zaman sizden
istenilen şeyi nasıl başaracağınızı düşünürsünüz. Çünkü çok fazla mantık yürütmek endişe, şaşkınlık ve şüpheyi doğurur. Sonunda irade gücünüz o kadar
işlemez duruma gelir ki, herhangi bir hareket yapmakta aciz kaldığınızı anlarsınız.
Olumlama ve onaylamaların müthiş gücü!!!
Olumlama ve onaylamalar, kişisel gelişimin en önemli unsurlarındandır!
Olumlamak ve onaylamak, bir düşünceyi “kesinleştirmek, sabitleştirmek,
pekiştirmek” demektir! Bir düşüncenin olumlanması ve onaylanması o
düşüncenin zaten şimdiden öyle olduğu konusunda güçlü, olumlu, bir
bildirimdir! Bu, düşündüğünüz şeyi kesinleştirme yöntemidir!
Kesinleştirdiğiniz bir düşünce de zamanla güçlendikçe sizin gerçekliğiniz
halini alacaktır!
Zihnimizden sürekli olarak olumlu ya da olumsuz düşünceler geçmekte ve bizde etki bırakan düşünce ve eylemler düşüncelerimizi, inançlarımızı ve yaşama bakış açımızı etkilemektedir! Eğer biz zihnimize olumlu mesajlar göndermez, olumlu düşünmez, olumlu eylemlerde bulunmaz isek zihnimiz olumsuz düşüncelerin çöplüğü haline gelir ve bu çöplükten temiz düşüncelerin çıkması zorlaşır! En kötüsü böylesi bir zihinsel çöplükte yaşadığımızın farkında değilizdir! Kendimize göre genellikle olumsuz olan, kötü olan diğerleridir!
Diğerleri olumsuz, diğerleri kötü, diğerleri kokuşmuştur!… Tabi ki olumsuz
düşünce çöplüğü de diğerlerinindir, pis kokular oradan gelmektedir!...
Meşhur biz söz vardır: “Herkes kendi kapısının önünü temizlerse kirlilik diye bir şey olmaz” Aynı şekilde herkes kendi zihnini olumsuz düşüncelerden temizlerse ortalıkta suç düşüncesi, dolayısıyla da suç eylemleri olmaz! Tabi ki bu ütopik bir düşünce diyeceksiniz! Bir tek benim zihnimin temizlenmesi ile ne olur diyeceksiniz! Çok şey olur! Meşhur denizyıldızı öyküsü vardır!
Türkiye temiz toplum olma yolunda sizin gibi temiz bir birey kazanır!
İnanmış bir kişi 99 kişiden daha güçlüdür! Ayrıca siz kazanırsınız, daha iyi bir birey, daha iyi bir çalışan olarak!…
Zihnimize biz bilerek olumlu mesajlar yüklemezsek olumsuz düşünceler
kendiliğinden yüklenecektir! Zihnimize yüklenen olumsuz düşünceler de
zihnimizdeki olumsuz orduyu besleyecektir! Olumlama ve onaylama ile
zihnimize olumlu mesajlar yükleyebiliriz! Yüklediğimiz bu olumlu mesajlar ne
kadar güçlü ve yoğun duygular içeriyorsa zihnimizde o kadar olumlu
düşüncenin oluşmasına yol açar! Bir veya birkaç defalık yükleme hiç bir işe
yaramayacaktır! Zihnimizi bir savaş alanına benzetmiştik: şu an için bir
çoğumuzun zihninde biz farkında olsak da olmasak da çok güçlü bir olumsuzluk
ordusu var! En basitinden şu yazdıklarıma burun kıvıranlar, küçümseyenler,
işe yaramayacağını iddia edenler bilsinler ki zihinlerindeki olumsuz ordunun
hâkimiyeti altındadırlar, kendi negatif düşüncelerinin uşakları olmuşlardır!
Zihnimize her gün düzenli olarak yüklediğimiz olumlu düşünceler de zihinde
güçlendiği zaman olumlu eylemlere yol açar! Olumlu düşünceler zihninizde ne
kadar güçlüyse, o kadar başarılı, o kadar mutlu, o kadar enerjik, o kadar
coşkulu olursunuz!
Binlerce kilometrelik bir yolculuk tek bir adımla başlar! Bir işe başlamak ve karar vermek için en iyi zaman ŞİMDİ ŞU AN’dır! Şimdi, şu an karar verin!
Daha olumlu, daha mutlu, daha huzurlu bir insan olmaya, daha olumlu, daha
mutlu, daha huzurlu bir yaşam sürmeye! İnsan mükemmel bir biçimde
yaratılmıştır ve bilinçli bir insan da yaşamı boyunca bu mükemmelliği tekrar
yakalayabilmek için uğraşır!...Çünkü zihni kirlenmiştir, tekrar o saflığı yalaması, özüne dönmesi gerekir!...
Her insan belirli bir genetik şifreyle doğar ve bu şifreye uygun yaşarsa mutlu, huzurludur!... Eğer içinizde bir huzursuzluk hissediyorsanız bilin ki Öz’ünüze uygun yaşamıyorsunuz demektir! Düşüncelerimizi değiştirebiliriz ama
Öz’ümüzü asla! Öz bir fakat öze giden yolu gösteren şifre farklıdır! Şifreyi
çözen hayatı çözmüş sayılır!...Yaşam gayesini bulmuştur!...Sokrat’ın güzel
bir sözü vardır:
SORGULANMAMIŞ BİR YAŞAM YAŞAMAYA DEĞMEZ

Hayatınızı sorgulayın! Ne için yaşıyorsunuz? Yaşam gayeniz nedir?...
Dünyada doğmakla, geçmişi maddeleştiriyoruz, gizli ve kayıp olanı tezahür
ettiriyoruz. Bireysel olarak ana-babanın/atanın geçmişine, yeni bir kimlik veriyoruz. Bu yeni kimlik hem geçmişin hesabını veriyor, hem de yeni bir gelecek tesis ediyor. Birey bu nedenledir ki, genetik ve genetiğinin doğal sonucu duygu ve akıl sınırlarından, yani kader/yazgı denen çemberden kurtulamıyor. Ancak aklen ve duyusal olarak gelişmiş olanların araladığı kapıdan gelen bilgi, herkesin kullanımına açık. Teknoloji olarak TV, tel, internet, uçak vs. Bilgi insanlığın kullanımına, kullanma kılavuzu ile birlikte sunuluyor. Teknolojik bilginin kullanımından doğan sakıncalar var bilindiği gibi.
Bir de içsel bilgi var. Dünyaya doğmadan önce de var olan, taşınan ve geleceğe
aktarılacak olan. Ezoterik gelenek ile korunan. Nasıl teknolojik bilginin
kullanımından doğan tehlikeler varsa, ezoterik bilginin kullanımından doğan
tehlikeli durumlar da var. Ezoterik okullar/tarikatlar/yollar bu istenmeyen
durumlarla karşılaşılmaması için, her biri kendi anlayışlarına göre bilgiyi
sistemleştirmişler. Hem korumak hem de korunmak için.
Birey koruyacağı ve korunacağı sistemi iyice tanımalı. Sistemi ve kendini
sorgulamalı. Genetik ve içsel geçmişine en uygun yola ister istemez çekilecektir. Bundan kaçış yoktur.

DOĞRU ÜZERİNDEN YANLIŞI BULABİLMEK
İnsanlar bazen bir araya geldiğinde ve birbirlerine tutunduklarında aydınlığı yaratırlar. Aydınlık, bazen kişiler birbirinden şu an itibariyle ayrıyken fakat bir zaman karma çemberlerinin değmesi ile de sağlanır. Aydınlığın oluşabilmesi için kişilerin bir arada olmaları da gerekmemektedir.
Bazen yaşam akışı içinde karşınıza bir insan çıkar. Bir konu üzerinde size bir deneyim alanı yaratır ve hayatınızdan çıkar, gider. Böyle insanlarla yaşanan hikâyenin içindeki doğru ve yanlışlar yaşayanın geleceği için önemli bir yer teşkil eder. Mevcut deneyimin içinden alınacak çok fazla dersler vardır ve bu dersler yanlış olan model üzerinden doğruyu bulmak olarak yaşanır. Biri yüzünden ya da sebebiyle yaşanılanlar kişinin yaşamına aydınlığı getirmesi içindir. Aydınlık, yaşanan olayların içindeki hataları fark ederek ayıklamayla olur. Böylece kişi bir daha aynı hatayı tekrar etme ve dolayısıyla aynı deneyimi de bir daha tekrar etme gereğinden kurtulur.
İnsan yaşamına bazı insanlar sırf bu yüzden gelir ve geldikleri gibi giderler. Hatta bazen sanki hiç olmamışlar gibi hissedilir ama bıraktıkları izler kalplerde yerini korumaktadır. Karma çemberleri bir kere olsun birbirine değmiş ve uzaklaşmıştır.
Böyle durumlarda evrenin güçleri ile uyumlu olmak ve kendin ve evren arasında yaşamın akışını sağlayacak enerji uyumunu bulmak gerekir. Aksi takdirde bu tarz deneyimlerin bıraktığı izler insan da acı olarak kalır.
Zor şartlarla baş etmek zorunda kalan kişi içinde bulunduğu karanlıkla ışığı hayatına çağırır. Yaşadığı bu ateş gibi yakıcı deneyim, acı, ateşin ışığı gibi yaşamı aydınlatır. Yapılan yanlışlar doğrunun bulunmasına sebep olur.
Yanlışlar yapılmadan doğruları bulmak belki imkânsız ya da imkânsız değilse
bile doğruların değerini bilmemenize, onlara sahip çıkmamanıza sebep olur.
Yaşamda yaşadığınız utançlar, aşağılanmalar, hiç unutamadığınız ve kafanızda
zaman zaman sanki şimdi yaşanıyormuşçasına hatırlanan zor deneyimler ders
alındığı zaman bir daha aynısını yapmamayı seçmenize yarar.
Bu karşıtı ile doğruyu bulmak değildir. Karşıt olandan kişinin içindeki yansır. Karşıtlıklar kişinin kendine tutulan aynalardır. Yanlıştan doğruyu bulmak yansıma değil, deney imleyerek, öğrenme usulü ile gelişmektir.
Yaşanan tüm zor şartlara, utançlara, yanlışlara ılımlı ve kabulcü bir yaklaşımla yanaşmak sonucunda doğrunun ışığı yaşama yayılır. Aksi takdirde yanlışlar vb. içlerinde kalındığı sürece kişinin canını yakmaktan öteye geçmeyecektir.
Ateş de aynı mantıkla insan hayatında vardır. Ateş, ısıtırken yakabilir de.
Ateş, pişirirken yok edebilir de. Hatta yemeği kömürleştirerek içeriğini ve
formunu dahi bozabilir de. Ondan faydalanmayı bilmek lazım. Yaşamda da
yanlışlardan faydalanmayı, onları yaşam kaliteni arttırmak için kullanmayı
bilmelisin.

KORKU VE AFFETME
İnsan sevgi enerjisinden yaratılmıştır. İçinizde var olan sevgiyi açığa çıkartarak gerçek benliğinizle kendinizi tam bir uyum içine sokmanız gerekir. O zaman yaşamdaki kavgalar, problemler, tartışmalar, sevgisizlik, parasızlık, güçsüzlük vb diğer devinimler sevgiye dönüştürülerek hayatınızda yer almamaya başlar. Hayatınız her gün yukarı doğru giden bir ivmeyle daha kaliteli bir hale gelir.
İnsanın tekâmül yolunda ilk konusu kendisidir. Kendi iç dünyasını güzelleştirdikçe dış dünyası da buna ayak uydurur. İnsanlar ve dünya ilişkisi her gün yapılan korku çalışması ile daha korkusuz ve yumuşak bir hale gelir. Farkındalık artar. Aşağıda bazı korkuların nasıl çalıştıklarını ve yaşamı nasıl etkilediklerini göreceksiniz. Basit ve etkili bir yöntemle de bilinçaltınızda var olan korkularınızı sevgiye dönüştürmeyi deneyimleyeceksiniz.
Bu çalışmanın amacı yalnızca sevgiyi hissetmek değildir. Onu zaten her zaman
hissediyorsunuz. Amaç, içinizdeki korku enerjisini içinizde var olan sevgi enerjisine dönüştürerek yaşam kalitenizi yükseltmektir.

Korku Enerjisinin Çalışma Şekli
Yalnızlık korkusunu ele alın. Yalnızlık korkusu sahibi olan kişi yalnız kalamaz ve etrafında sürekli insana ihtiyaç duyar. Mutlaka neşeyi, sevgiyi, sevinci hep birileri vasıtasıyla sağlar. Bu sebeple hep kalabalıklar içerisindedir. Aslında tüm bu duygular kişinin kendi içinde var olmalıdır.
Fakat kişi ne kadar çok insanla beraber olsa da yalnızlık duygusunu hep içinde taşır. Bu paradokstan uyanmak zordur. Çünkü kişinin egosu –insanlarla paylaşmanın nesi yanlış- şeklinde bahaneler yaratır. Hâlbuki burada bahsedilen yanlış ya da doğru olmadığı gibi paylaşmak ya da paylaşmamak da değildir. Önemli olan yalnızlık duygusunun varlığından faydalanarak onu sevgiye dönüştürmektir.
İnsanın hayatına korku enerjisi hâkim olmağa başladığında hayatındaki o konuyla ilgili olayları korku yönetmeye başlar. Bunun amacı korkuyu yaşayarak kaçmanız ya da inkâr etmeniz değil, fark ederek sevgiye dönüştürmeniz içindir. Daha açık bir deyişle sahip olduğunuz korku enerjisi farkına varıp sevgiye dönüştürmeniz için bir araç ve hayrınızadır. Böylelikle yaşamınızın daha derinliklerine varabilirsiniz. Önce kendi benliğini tanıyan ve etrafındaki olayların sebeplerini anlayan insan daha sonra bütünü başlar. Yol öncelikle kişinin kendini ve hayatını düzeltmesinden geçmektedir ki; bütüne doğru yaklaşsın.
Korkuların sevgiye dönüştürülmesi için ilk basamak olarak dürüst bir içe ve meditatif bir yöntem kullanarak fark edilmesi ve daha sonra varlığının kabul edilmesi gerekir. Varlığının kabul edilmesi teslimiyet adına yapılır.
Kabul, korkunun yaratımı olan olayların frekansını düşürür ve daha kolay
sevgiye dönüştürülmesini sağlar.
Niyet korkunun dönüştürülmesinde önemli bir adımdır. Niyet edilerek zihne ve
evrene dönüşümün izni verilmiş olur.
Tekrarlama ile kabul, niyet ve sevgiye dönüştürme izni bilinçaltına kayıt alınır. Böylece kişinin benliği sevgiye ve dönüşüme odaklanır.

Var Olan Bazı Temel Korkular
* Değersizlik Korkusu
* Sevilmeme Korkusu
* Gelecek Korkusu
* Güçsüzlük Korkusu
* Başarısızlık Korkusu
* Yetersizlik Korkusu
* Güvensizlik Korkusu
* Kaybetme Korkusu
* Ret Edilme Korkusu
* Dışlanma Korkusu
* Sevme Korkusu
* Acı Çekme Korkusu
* Yok Olma Korkusu
* Terk Edilme Korkusu
* Parasızlık Korkusu
* Takdir Edilmeme Korkusu
* Esir olma Korkusu
* Suçlanma Korkusu
* Çaresizlik Korkusu
* Aşağılanma Korkusu
* Onaylanmama Korkusu

Pembe ve Yeşil kalp çakrasına ait renklerdir. Pembe sevgiyi, yeşil ise şifayı temsil eder. Aşağıdaki tekrarı gün içinde birkaç kere yapabilirsiniz.
Her tekrardan sonra kalp çakranızdan yardım alarak gözleriniz kapalı iken
kalbinizden çıkarabildiğiniz tüm pembeyi bulunduğunuz yere yayın. Dönüşümün
tüm hücrelerinizde olmasına izin verin ve içinizdeki sevgiyi dışarı çıkarın.

BENİM ................... KORKUM VAR
BEN ......................... KORKUMU KABUL EDİYORUM
BEN ......................... KORKUMU “ŞU ANDA” SEVGİYE DÖNÜŞTÜRMEĞE NİYET
ETTİM.
BEN ......................... KORKUMU SEVİYORUM. SEVGİYLE BEDENİMDEN GÖNDERİYORUM.

Aynı korkuyu çok içten, inanarak ve birkaç kere tekrar ederek yapınız ve
hayatınızdaki olaylardan dönüşümü takip ediniz.
Olumlamalar
Olumlamalar bilinçaltınıza aldığınız kayıtların yerine yenilerini koymak için gerekli ve çok etkili bir yöntemdir. Korkunuzu çalıştıktan sonra korkunun olumlamasını yaparak bilinçaltınıza yeni ve olması gerektiği şekilde bir kaydın yapılmasının iznini vermiş olursunuz. Olumlamalar için, tekrarlama, kabul, niyet, taktir, şükür ve inanç ile çalışmanız gereklidir.
Onaylanmama korkunuzu çalıştığınızı düşünelim.

BEN ONAYLANIYORUM.
BEN ONAYLANDIĞIM HALİMİ SEÇİYORUM.
BEN ONAYLANDIĞIMI KABUL EDİYORUM.
BEN ONAYLANDIĞIM İÇİN KENDİMİ TAKDİR EDİYORUM.
BEN ONAYLANDIĞIM İÇİN ŞÜKREDİYORUM.
KENDİNİ AFFETME
Kendi görüntünüzü gözleriniz kapalı iken gözünüzün önüne getirin.
BEN KENDİMİ TAM OLDUĞUM HALİMLE SEVİYORUM.
BEN KENDİMİ TAM OLDUĞUM HALİMLE KABUL EDİYORUM.
YAŞADIĞIM HER ŞEYİN EN YÜCE HAYRIMA OLDUĞUNU KABUL EDİYORUM.
YAŞADIĞIM HERŞEYİN BENİM RUHSAL GELİŞİMİM İÇİN OLDUĞUNU KABUL EDİYORUM.
YAŞADIĞIM HER ŞEYİN VARLIĞINA ŞÜKREDİYORUM.
BEN KENDİMİ SEVİYORUM.
BEN KENDİMİ SEVGİYE TESLİM EDİYORUM.
BEN KENDİMİ AFFEDİYORUM.
Kendi görüntünüze sevginizi ve kalp çakranızdan çıkardığınız pembeyi gönderin. Görüntünüzü tamamen pembeye dönüştürün.
BAŞKASINI AFFETME
Affetmek istediğiniz insanın görüntüsünü gözleriniz kapalı iken gözünüzün
önüne getirin.
BEN SENİ TAM OLDUĞUN HALİNLE KABUL EDİYORUM.
BEN SENİ TAM OLDUĞUN HALİNLE ONAYLIYORUM.
SENİNLE YAŞADIĞIM HER ŞEYİN EN YÜCE HAYRIMA OLDUĞUNU KABUL EDİYORUM.
SENİNLE YAŞADIĞIM HER ŞEYİN BENİM RUHSAL GELİŞİMİM İÇİN OLDUĞUNU KABUL EDİYORUM.
BEN SENİN VARLIĞINA ŞÜKREDİYORUM.
BEN SENİ SEVİYORUM.
BEN SENİ AFFEDİYORUM.
Affetmek istediğiniz kişinin görüntünüze sevginizi ve kalp çakranızdan çıkardığınız pembeyi gönderin. Görüntüsünü tamamen pembeye dönüştürün.
Affetmediğiniz her insan sırtınızda taşıdığınız bir yüktür, İnsanı bütünüyle
kabullenmeliyiz. Ne mantığını reddetmeliyiz, ne de mantıksızlığını, ne aklını reddetmeliyiz, ne de duygularını. Ne bilimsel, ne de dinsel yanını...
İnsan akıcı olmalı bir kutuptan diğerine yolculuk edebilmeli. Zihin mantıklı, aynı zamanda da akılcı bir biçimde eğitilmeli. Mantık ve duygular aynı anda eğitilmeli. Şüphe olmalı aynı zamanda inançta olmalı...
Ne mantıksızı reddeden gelişebilir, ne de mantığı reddeden. Bir bütün olarak
gelişmeden gelişemeyiz. Potansiyelimizin tamamen farkında olmak, kendi içsel
devrimimizi yaşamaktır. Bu ise beyinlerimizi daha fazla bilgiyle doldurmakla
değil, sözcüklere takılmadan ötesindekini deneyimlemekle mümkündür.
DEĞİŞİME GİDEN YOL: KAYBETMEYİ KABULLENMEK
Doğduğumuz andan itibaren, hayatımızın her boyutunda sürekli bir değişim
içindeyiz: duygusal, fiziksel, psikolojik, sosyal ve ruhsal. Bu değişimler bizim kendi isteğimizle de olabilir, bizim dışımızdan gelen çeşitli baskılardan da kaynaklanabilir. Bebekken, fiziksel çevremiz üzerinde hiçbir kontrolümüz yoktur.
Bizim yemek, yakınlık, sevgi ve güvenlik ihtiyaçlarımızı karşılamaktan
ebeveynlerimiz ve bakıcılarımız sorumludur.
Çocukluk, gençlik ve erişkinlik dönemlerine doğru büyüdükçe hayatımıza yeni
sorumluluklar eklenir. Yaşlılık döneminde ise yaşamsal döngünün en başına
doğru gerilemeye başlarız. Bütün bu değişimler kaçınılmazdır, hayatın
kuralıdır.
Her bir değişim, elimizdekini bırakıp yeni ya da farklı olana yönelmemiz
üzerinedir. Bazı değişimler üzerinde hiç kontrolümüz yoktur. Ailemizden
birini veya bir arkadaşımızı kaybetmemiz böyle değişimlere örnektir.
Bu kaybımız bir hastalık veya kaza sonucu olabileceği gibi, boşanma ya da
ayrılık şeklinde de olabilir. Eğer kaybımıza SKB gibi bir bozukluk sebep
olmuşsa, diğer insanların acımızı anlamakta zorlandığını görebiliriz -
özellikle de ilişkiyi bitirmeyi biz kendimiz seçmişsek.
Sevdiğimiz veya ilgilendiğimiz birinin SKB hastası olması, hayatımızı pek
çok yönden geri dönüşü olmayan bir şekilde değiştirmiştir. Hayatımızı SKBye
karşı yeniden kurmak da zorlu bir değişimi gerektirir; pek çok alışkanlığımızdan vazgeçip yeni ve yabancı olanı öğrenmemizi, gelecekteki huzurumuz için bugün pek çok riski ve sert tartışmayı göze almamızı gerektirir.
Hepsinden önemlisi, kendimizi ve sınırlarımızı korumak için ilişkimizin
boyutunu değiştirmemizi veya ilişkimizi bitirmemizi gerektirir.
Sevdiğimiz birini kaybettiğimiz, onunla olan ilişkimizi sonlandırdığımız ya
da ilişkimizin boyutunu değiştirdiğimiz zaman hissettiğimiz acı; çoğunlukla
ilişkimiz üzerine kurduğumuz hayalleri kaybettiğimiz için duyduğumuz
üzüntüden kaynaklanır.
Bu hayaller çok çeşitlidir; mesela çocuk sahibi olma, bu çocukları kendilerini seven anne ve babalarıyla büyütme ya da karşı cinsle olan ilişkimizde aradığımız mahremiyeti paylaşma gibi hayaller olabilir.
Bütün insanlar, kendi kontrolleri dışındaki değişimlerin ve sevdiklerini
kaybetmenin verdiği acılara benzer tepkiler verirler. Kaybetmenin acısını
yenip değişimi kabullenmenin, yaygın olarak kabul görmüş altı aşaması
vardır.
Hangi aşamaya ne zaman geçeceğimizi bilemeyiz, aynı aileden olan bireyler
bile her bir aşamada farklı sürelerde kalabilirler. Bazı insanlar bir aşamada saplanıp kalır, bazıları bütün aşamaları hızlıca geçer. Her insan, bu aşamalardan geçerken duygularını farklı şekilde ifade eder; acısıyla başa çıkabilmek için farklı çözümler bulur.
Bu aşamaların bilincinde olmak kendimizi anlamamıza, acımıza karşı koymak
için daha yapıcı çözümler bulmamıza ve değişimi daha kısa sürede
kabullenmemize yardımcı olacaktır. Aynı zamanda, ailelerimizin ve
arkadaşlarımızın da zor günlerini kolaylaştırabilir, üzüntülerini daha çabuk
atlatmalarına yardım edebiliriz.

KAYBETMEYİ KABULLENMENİN AŞAMALARI
Aşama 1: Şok, Reddetme, Yalnızlık
Şok, reddetme ve yalnızlık ihtiyacı;
aldığımız darbelere ve hissettiğimiz acılara verdiğimiz normal, biyolojik,
sistemik tepkilerdir. Hayatımızın bir bölümünü bir SK ile geçiren bizler
hiçbirimiz incinmediğimizi ya da darbe almadığımızı söyleyemeyiz; sanki SK
lerin bizim zayıf noktalarımızı bulup buralara nişan almakta doğuştan gelen
bir yetenekleri varmış gibidir.
Reddetme; bize darbe vuran olayın, hastalığın ya da ölümün gerçekliğini inkar etme mekanizmasıdır. Reddetme, kaybımızın sebep olduğu değişikliği bilinç
düzeyinde kabullenmemize değin bir tampon, bir oksijen çadırı görevi görür.
Yalnızlık ihtiyacımız ise çeşitli şekillerde olabilir; örneğin, odamıza çekilme, duygularımızı tartışmaktan kaçınma, kendimizi sürekli meşgul tutma, telefona cevap vermeyi ya da konuşmayı reddetme gibi.
Aşama 2: Öfke
Öfke bir histir. Diğer bütün hisler gibi, ne iyidir ne de kötüdür. Sadece vardır. Hislerimize hem kendimiz hem de çevremizdekiler için olumlu ya da olumsuz bir enerji yükleyen, bizim bu hisler sonucunda nasıl davrandığımız ve bu davranışlarımızın sonuçlarıdır. Kişilik bozukluğu olan biriyle yaşarken, kendimizi hislerimizi çeşitli maskelerin arkasına saklarken ya da aslında hiç incinmemiş, üzülmemiş, kırılmamış, sinirlenmemiş gibi yaparken bulabiliriz. İlişkimizi bitirdiğimiz ilk zamanlarda, sakladığımız ya da bastırdığımız bütün duygular yüzeye çıkar. Her bir duygunun ortalama ömrü sekiz dakikadır - tabii, eğer kendi kendimizle konuşarak bu duyguları tırmandırmıyorsak. Kendi kendimizle konuşmak, şimdiye dek geri planda tuttuğumuz düşüncelerimizin bir yansımasıdır. En doğrusu, bu düşüncelerimizle terapi veya destek grupları gibi güvenli bir şekilde paylaşımda bulunabileceğimiz bir ortamda yüzleşmemizdir.
Aşama 3: Pazarlık
Bu aşamada Tanrı ile; veya olayları değiştirme, geleceği belirleme ya da acımıza son verme gücüne sahip olduğuna inandığımız yüksek kuvvet ile pazarlık etmeyi deneriz.: Tanrım eğer ...... olursa bir daha hiç ...... Yapmayacağım. Konu SKB olduğunda, pazarlığımızın konusu SK ile ilişkimize tekrar başlayabilmemiz olabilir.
Aşama 4: Depresyon
Belirtiler şunlardır: arkadaşlardan, aileden, sosyal etkinliklerden uzaklaşma; aşırı alkol tüketimi; tükenmişlik duygusu; uzun saatler boyu uyuma, vb. İçinde boğulduğumuz duygularımızın sayısı azalmış, şiddeti hafiflemiştir; çünkü bilinçaltımız, bilincimizin başa çıkmadığı sonu gelmeyen ve dinmek bilmeyen duyguları küçültüp görünmez yapmaya çalışır.
Aşama 5: Kabullenme
Bu aşamada kaybımızı kabullenir, hayatımızdaki değişikliklerle yüzleşir ve
hayatımıza kaldığımız yerden devam ederiz. Kabullenme, hayatımızdaki insanı
önemsemekten vazgeçtiğimizi göstermez; sadece o tedavi olmayı istemediği
sürece elimizden kendi kendimize bakmaktan başka bir şey gelmeyeceğini kabul
ettiğimizi gösterir.
Aşama 6: Umut
Kaybımızı kabullenmenin ardından geçmişimizi, bugünümüzü ve geleceğimizi
birbirine bağlayacak bir anlam keşfetme arayışına gireriz. Bu arayış, hemen
başka bir ilişkiye başlayacağımız anlamına gelmez; genellikle kendimize
bakmaya, kendimizi iyileştirmeye yöneliriz. SK ile ilişkimiz sırasında aldığımız darbelerin etkilerinden kurtulmak için bir danışmalık ya da terapi hizmetine başvurabilir, veya devam etmekte olduğumuz terapiyi bu yönde sürdürebiliriz.
Yardım Edebilirsiniz Eğer bir arkadaşınız veya ailenizden biri acı içindeyse, ona yardım edebilirsiniz. Bu önerileri birer başlangıç noktası olarak düşünün:
- Üzgünüm deyin.
-Konuşmasına izin verin. Onunla kişi ya da ilişki üzerine paylaşımda
bulunun. Ona kendi anılarınızı anlatın - hem mutlu olanları, hem de mutsuz
olanları.
-Davranışlarını yargılamadan kabul edin. Ona duygusal destek sağlayın; onu
daha sağlıklı ve daha güvenli seçimler yapması için cesaretlendirin.
- Yaşadığı üzüntü, öfke ve düşünce dağınıklığının normal olduğunu ve bir
zaman sonra geçeceğini anlamasına yardımcı olun.
- Kime başvurabileceği konusunda öneride bulunun: büyükler, öğretmenler ,
rehberlik görevlileri, sosyal görevliler gibi. Gerekirse profesyonel destek
alması için cesaretlendirin.
-Herkesin kendini iyileştirmek ve duygularıyla başa çıkabilmek için farklı
yöntemleri vardır ve herkes bunu farklı sürelerde atlatır. Sabırlı olun.
- Günlük işlerine yardımcı olun - ev işleri, ayak işleri, bulaşık, yemek,
çocuk bakımı gibi.
- Duygusal yönden baskı altında olan birine cinsel yönden yaklaşmayın.
- Başkalarına destek verirken kendi duygusal ihtiyaçlarınızı, ruhsal veya
fiziksel sağlığınızı ihmal etmeyin.
DEĞİŞTİREBİLMENİN SIRRI; KABUL ETMEKTEDİR
Herkesi ve olayları olduğu gibi kabullenmek, düşüncenin çekim gücü, farkında
olarak yaratmaktan sonra gelen evrenin üçüncü önemli yasasıdır.
Trafiktesiniz ve hızlı araba kullanıyorlar, bırakın kullansınlar. Bu onların hayatları (siz sinirlenince hızları azalmıyor, yalnızca siz hızlı araba kullananları kendinize çekiyorsunuz).
Parktasınız insanlar çöpleri yere atıyor, bırakın atsınlar bu onların hayatları (bağırıp çağırınca çöpler çöp kutusuna atılmıyor ve siz çöp atanları kendinize çekiyorsunuz).
Havaalanındasınız bazı insanlar sandalye yerine yerde oturuyor. Bırakın
otursunlar. Bu onların hayatları.(sandalyede oturunca daha saygın olunmuyor
ve siz düzensizlikleri kendinize çekiyorsunuz.)
Sonuçta herkes kendi yaratıcılıklarını kullanarak, kendi hayatlarını yaşıyor.
"İyi de o kişiler böyle davranmakla kendilerine ve etrafa zarar veriyorlar"
diyeceksiniz.
Fark etmiyor.
Evren o insanlara da size sunduğu olanakları tanıyor. Bırakın o insanlar,
hayatlarını sizin istediğiniz gibi değil kendi istedikleri gibi yaratsınlar.
Bu kişiler en yakınlarınız anneniz, babanız, iş arkadaşlarınız, eşiniz veya
çocuklarınız dahi olsa, siz onlara sadece uyarıcı, öğretici veya örnek olabilirsiniz.
Onların sizin kurallarınıza göre yaşamasını bekleyemezsiniz.
Bunun yanında insanların siz istediniz diye değişmelerini asla beklemeyin
çünkü olmaz!
Bu sizin elinizde olan bir şey değil.
Evrenin her şeyi olduğu gibi kabullenmek yasasını değiştiremezsiniz.
Değiştirebileceğiniz sadece kendi düşüncelerinizdir.
Kendinize "Ben niye hoşuma gitmeyen kişiler, sevmediğim olaylarla iç içeyim?" diye sorun.
Bunları, düşüncelerinizle kendinize çekiyorsunuz.
Düşüncenin çekim gücü yasası siz farkında olmanızda, olmasanız da, işleyen
bir yasadır.
İyi veya kötü ne düşünürseniz gelir sizi bulur.

237)Her Şey İnanmakla Başlar..

Her şey inanmakla başlar…
İnanmadığın bir savaşı kazanamazsın…
İnanmadığın bir maçı alamazsın, İnanmadığın bir ilişkiyi sürdüremez, İnanmadığın bir yuvayı kurtaramazsın…
İnanmadığın bir hareketin taraftarı olmaz.
İnanmadığın bir insanın arkasından yürüyemezsin…
İnanmadığın insanla arkadaşlık kurmaz, İnanmadığın yerlerde yatırım yapamazsın…
Her şey inanmakla başlar…
İnanırsan yaparsın……
İster insana, ister mekâna, ister memleketine, ister zamana;
Nereye yatırım yapacaksan yap, Önce inanacaksın…
Çünkü inanmazsan inandıramazsın.


6 Mayıs 2014 Salı

236)Duadan Önce Söyleyin Dualarınız Kabul Olsun İnşallah...

ÇOK ÖNEMLİ DUADAN ÖNCE SÖYLEYİN DUALARINIZ KABUL OLSUN İNŞALLAH...
Allâhü Teala’nın bir meleği vardır; bu melek “Ya Erhamerrahimin ” diyen kimseleri takip eder. Bir kimse ” Ya Erhamerrahimin ” kelimesini üç defa söylerse melek:
“Ya Erhamerrahimin olan Rabbin sana yöneldi. Ne dileğin varsa iste” "Ya Erhame'r Râhimîn" (Ey merhamet edenlerin en merhametlisi)

4defa ''Elhamdülillahi rabbil alemin.'' derseniz arşdaki melekler yaptığınız duaya amin derlermiş.Kim onu üç defa söylerse, ona:"Allâh karşındadır; O'ndan ne istersen iste.." der!

Kaynak: Nevevî, Ezkâr, 343 (Hâkim'den)..İletişim:alaraunlu385@outlook.com

4 Mayıs 2014 Pazar

235)HIDIRELLEZ günü okunacak dua...


HIDIRELLEZ günü okunacak dua:.
Hıdırellez günü bol bereket için,rızık için aşağıdaki dua okunur.
“Allahümme Rabbühü Ya Halkalhalas Muhammedin Resulullah Yetiş imdadıma Ya HIZIR YA İLYAS”

Bu dua 40 defa okunuyor. 5 Mayıs günü 39 defa okunuyor. 6 mayıs günü 1 defa okunup 40′a tamamlanıyor. İçinizden geldiği gibi Allah’a dua edersiniz.Allah’tan dileklerinizi ve bu senenin hayırlı olması,bol rızıklı olması ve diğer isteklerinizi bildirirsiniz.

Ayrıca 5 mayıs günü ikindi namazından sonra sabah namzına kadar 2 rekat Allah rızası için namaz kılınır.Şöyle dua edilir.

“Ya Rabbi Sen dünyanın kainatın sahibisin.Her canlıyı yaratan Sensin.Benim ve her canlının Rabbi de Sensin.Benim hem dünyamı hemde ahiretim güzel eyle.Bana ve tüm kullarına hak ettiğimiz gibi değil lutfunla ve merhametinle muamele eyle.Hızır (as) ve Hıdır(as) bana yoldaş eyle.Bizleri hata ve yanlışlarımızdan döndürsünler.Maddi ve manevi sıkıntılarımızda her zaman yanımızda olsunlar.

Dualarımızı Senin güzel isimlerin hürmetine,habibin hürmetine kabul buyur. Aminnnn…“İletişim:alaraunlu385@outlook.com

25 Nisan 2014 Cuma

233)Suyun Hafızası Var..

Niyetleri SU’ya Söylemenin Gücü Suyun hafızası var.. ‘Benim endişelerimi temizlesin’ düşüncesiyle içilen su, bedende bu komutu yerine getirir. Suyun hafızası var.. Su bütün evrenin ve kainatın başlangıç noktasını oluşturuyor. Ve insanı bedenlenmesinde etmen olan en önemli madde. Su olmadan ne yeryüzü, ne gökyüzü, hiç bir canlı olamazdı. Bedenin yüzde 70′i su ama beyinle birleştiğinde bu su anlam kazanıyor. O zaman H 2 0’dan çıkıyor. Ve ona hangi dalga boyunu yüklersen o frekansa bürünüyor. Moleküler yapısı dönüşüyor, bedene şifa katıyor. Örneğin zihninizden “Bütün kuşkularım, korkularım arınsın, bedenim bunlardan temizlensin” diye geçirip, suyu içtiğinizde, o kesin şifadır. Çünkü, sözlerle suya frekans yüklemiş oluyorsunuz. Düşündüğün anda beyin onu tanımlayarak bir dalga boyu yayıyor. Ve sen suya doğru bakarak bunları söylediğinde kayda alıyor. Bütün bunlar düşünülerek içildiğinde, bedenin ihtiyacı olan bir işleve bürünüyor. “Beni üzüntülerimden temizlesin” diye içildiğinde bedene o şekilde aktarılıyor ve komutu yerine getiriyor. Huzura kavuşmak, dertlerden kurtulmak için önce derin bir nefes almak, yaşam enerjisini bedene aktarmak sonra da bu düşüncelerle suyu içerek şifa bulmak mümkündür. İnsanların huzura kavuşması için bedeni arındırmak çok önemli. Bir insana şifa olsun diye frekans yükleyerek verdiğimiz su, o kişinin bedenini temizler. Suyla ilgili uygulamalar onlarca. Örneğin büyüyü çözer, akıp gitmesini sağlar. Eve konulan bir kase su, bütün odalardaki negatif enerjileri yok eder.. Bedene doğru bir şekilde yüklendiğinde şifa aracıdır. Nasıl ilaçlar şifa katıyorsa, ”SU” bunlar arasında en önemli maddedir. Yarın için düşüncelerinizi, niyetlerinizi ve dileklerinizi bir kağıt bardağın üzerine yazın, suyun bunların tezahürüne yardım etmesi için. Bazen bu, “yarın şaşırtıcı şekilde yaratıcı olacağım ve sevgiyle parıldayacağım” gibi genel iyi bir prensip olabilir veya “yarın bu durum ile zorluğumu çözmeyi diliyorum” gibi spesifik olabilir. Bunu tam bir zihinsel berraklık ve şükran ile yaptıktan sonra, suyun yarısını için ve suyun büyük yoğunluk ile yansıttığını ve evrene büyütücü bir anten olarak davrandığını bilerek uykuya dalın. Bedeninizdeki içtiğiniz su sizin niyetinizi taşıyor ve hala ”HER ŞEY” e bağlı olan bardakta kalan su ile bağlantılı ve mesajınızı evrene göndermenize yardım ediyor. Onun yapısı düşüncenizi gerçekten değiştiriyor ve bu bilim tarafından kanıtlanabilirdir. Siz uyurken, bilinçaltı zihniniz hem bedeninizdeki suyla hem de bardaktaki suyla iletişim kurmaya devam eder ve sizin konsantre olduğunuz şeye yapısını değiştirir, sabahleyin uyandığınızda ve bardakta kalan suyu içtiğinizde, tam tamına hayallerinizi içiyor olursunuz ! Bu, onları tüm varlığınızda daha da güçlü yansıtır. Bunu her gece yapın ve nelerin olduğunu görün, mucizeler katlanır ve sağlık daha hızlı şekilde güçlenir. Su, insanların sahip olduğu en güzel, değişken ve düşünceden etkilenen fiziksel maddedir. Su, varlığımızın hologramında nihai fiziksel tezahürdür ve eğer suyunuzu severseniz, o da sizi sever ve yolunuzda size yardım eder. Su canlı ve farkındadır. NİYET ÖRNEKLERİ: ***Suyun yüksek benliği ile bağlantı kuruyorum ( bunu reiki bilenler sembollerle yapıyorlar) bu suyun kendi ph değerini 7,5′e yükseltmesini ve ben bu suyu içtikçe suyun bedenimdeki tüm dna dizilişlerini orjinal haline getirmesini, dokuları onarmasını istiyorum… şifa olsun, şifa olsun, şifa olsun, oldu bile çok şükür.. teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim.. **Yarın ………….. duruma çözüm üretmeyi ve yaratıcı eylemlerle bu sorunu halletmeyi seçiyorum. ***Bütün kuşkularım, korkularım arınsın, bedenim bunlardan temizlensin. ***Suyun ruhu, zihni ve bedeni seni çok seviyorum… bedenimi dna sarmallarımdan başlayarak, tüm hücrelerimi ve dokularımı yenilemeni, bedenimin bütün fonksiyonlarını dengelemeni istiyorum.. şifa olsun, şifa olsun, şifa olsun, oldu bile çok şükür.. teşekkür ederim, teşekkür ederim, teşekkür ederim.

23 Nisan 2014 Çarşamba

232)Zor Durumlarda Ne yapmalıyız Ve Nasıl Düşünmeliyiz?

ZOR DURUMLARDA NE YAPMALIYIZ VE NASIL DÜŞÜNMELİYİZ?
Sizin için kötü olan bir durumun içinde bulunduğunuzda ve kendinizi kötü hissettiğinizde kendinizi o an, o olayın dışındaymışsınız gibi düşünmeniz durumunuzla ilgili daha sağlıklı kararlar almanızı sağlayacaktır. Böylelikle, olayları daha objektif olarak değerlendirebilirsiniz. 
Daha dengede kalabilmek ve sağlıklı çıkarımlarda bulunabilmek için kendimize şu soruları sorabiliriz; 
- Ben bu olaydan nasıl bir ders çıkarabilirim
?
- Bu durumun bana vermek istediği mesaj nedir?
- Bu olayı neden yaşamış olabilirim?
- Yaşadığım bu olayda nasıl davranırsam, benim faydama olacaktır?
- Eğer bu olay sonucunda öfkelenirsem ve çok üzülürsem bunun bana bir faydası olacak mıdır?
- Üzülmeye devam etmemin bu sorunu aşmada ve kendimi iyi hissetmemde bana bir yararı dokunacak mıdır?
Burada amaç sorunlarımızı görmezden gelmek değil, olaya doğru bir ruh haliyle yaklaşarak; yaşamımız için faydalı bir çözüm yaratabilecek bir bakış açısı geliştirebilmektir. Kontrol edemedikleri ve sonucu değiştiremeyecekleri negatif duygulara odaklanan insanlar, güçsüzleşirler. Sağlıklı bir ruh hali ve bakış açısı içinde, kendimiz için daha faydalı çözümler üretebiliriz. Gerçek bir çözüm için soruna değil, çözüm yollarına odaklanmalıyız. İçinizde mutsuzluk hissi varsa, o duygunuzu yadsımayın. Onu gönderebilmeniz için önce onun varlığını kabul etmeniz gerekir. Ancak, kendiniz için “mutsuzum” ifadesini de kullanmayın. Böyle yaparsanız, mutsuzluğu kendinizle özdeşleştirmiş ve onu bir anlamda kişiliğinizin bir parçası haline getirmiş olursunuz. ‘Mutsuzum’ demek yerine şöyle söyleyin; “İçimde bir mutsuzluk duygusu var…” Mutsuzluğumuzun asıl nedeni yaşadığımız olay, sözler ya da durumumuz değil; durumumuzla ilgili değerlendirmelerimizdir. Bu yüzden düşüncelerimizin farkında olmak ve düşüncelerimize hâkim olmak önemlidir. Kendinizi düşünceleriniz ya da duygularınızla tanımlamak yerine, düşüncelerinizi her zaman gözlemleyin ve onların farkında olun. Düşüncelerinizin size ve yaşamınıza hükmetmesine izin vermeyin. Bilinçsizlik, sizin gelişiminizi engelleyen en önemli sorundur. 

KAHUNA İçsel Dönüşüm Merkezi